ESSELAMÜ ALEYKÜM…

Orta Asya’nın Bozkırlarından kopup gelerek Eskişehir’in DUTLUCA

köyünü kendine yurt edinen Karakeçili Yörük kardeşlerim.

Amacım; hiçbir şeyin kararında durmadığı, her şeyin değişip tekamüle uğradığı zamanımızda teknolojinin verdiği nimetlerden istifade ederek yeni bir internet sayfası ile sizlere seslenmek.

Birlik ve dirlik olma yolunda acizane bir el uzatmak veya uzanan eller arasında bende varım demek.

İçinde yaşadığımız son devletimizi Kahraman ATATÜRK ve Ata Türklerimizle hain düşmanların istilasından kurtarıp kurduk.  Bizler mesken edindiğimiz köyümüzde kıl çadırlarımızın yerini alan kerpiç evlerimizde oturup koyun ve keçilerimizin peşinde koşarken, sırtımızda aba, ayağımızda çarık, iki lokma bir hırka yaşarken meğer birileri de dedelerimizin kanları ile suladıkları bu cennet vatanımızı istila ile meşgul olduklarını ve köşe başlarını kaptıklarını ne yazık ki çok geç fark ettik

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !

Ben Türk ve Müslüman oluşumla gurur duyuyor ve övünüyorum. Fakat hiçbir milleti asla hakir ve küçük görmüyorum. Irkçılığı tasvip etmiyorum.

(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat- 13]

Fakat birilerinin şunu çok iyi anlamasını istiyorum. Bu vatanı benim Türk olan atalarım, dedelerim kurdular, bunun aksini kimse söyleyemez. Söyleyen ya tarihi bilmiyordur ya da kendini. Bu topraklar inşallah kıyamete kadar Türk ve Müslüman yurdu olarak kalacaktır. Yuvarlak masa başında kendilerine pay biçenler avucunu yalar. Buradan acizane sesleniyorum.

Türk gardaşlarım, Türk, Kürt, Arab, Çerkes, Laz, her ne ise hakiki Müslüman Din gardaşlarım; Tarih boyunca hep birlikte yaşadık ve halk olarak birbirimizle sorunumuz olmadı. Cephede askerde, köyde şehirde, okulda camide, hep bir arada olduk. Kız aldık kız verdik, yeri geldi bir lokmamızı ikiye böldük fakat birbirimizin canına, malına, ırzına ve namusuna göz dikmedik. Birbirimizi hakir ve küçük görmedik… Velhasıl birbirimizle sorunumuz olmadı. Adam gibi yaşadık, tek vücut olduk. Fakat bizimle sorunu olan birilerinin amacı; bizleri baş gövde, el ayak diye parçalara ayırarak gücümüzü yok edip süfli emellerine ulaşmak. Bu güzel vatanımızı istila etmek. Buna fırsat vermeyelim, birilerinin maşası olmayalım…

Amacı bölmek ve parçalamak olanın akibeti yok olmaktır.

Bu düsturu hiç bir zaman aklımızdan çıkarmayalım. Etnik kökenimiz ne olursa olsun bu vatan bizim… Ve bizim olarak kalmasını istiyorsak herkes, her gurup üzerine düşeni layıkıyla yapmak zorundadır. Yoksa arkamıza baktığımız zaman ne vatan kalır, ne namus kalır, ne de din kalır. Birlikte olalım, diri olalım…

Ben acizane bu vatanın mihenk taşı olan, her zaman kavgada en önde;  sıra hak almaya gelince arkada duran mütavazi ama kaya gibi sert Karakeçili Yörük Kardeşlerime sesleniyorum.

OCAK, OCAK OBA, OBA BUCAK, BUCAK her neredeyseniz zaman işte bu zamandır. BİRLİK ve DİRLİK olma zamanıdır. El ele, gönül gönüle olma zamanıdır. Velhasıl kısacası… UYANMA zamanıdır…

Çıkın ortaya, çıkın ki alem yeniden duysun mazide yankılanan TÜRK’ün gür sesini…

Sizler,yani;yeni Türkiye’nin genç evlatları,
Yorulsanız dahi,beni takip edeceksiniz.
Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler,asla ve asla yorulmazlar.
Türk Gençliği gayeye,bizim yüksek idealimize durmadan,yorulmadan yürüyecektir
.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

ÜSTTE GÖK ÇÖKMEDİKCE ALTTA YER DELİNMEDİKCE SENİN İLİNİ VE TÖRENİ KİM BOZABİLİR?
EY TÜRK,TİTRE VE KENDİNE GEL
!”
(Bumin Kağan)

Nice birlikteliklerde olmak amacıyla her türlü yapıcı yorumlarınızı, ulaştıracağınız bilgi ve yazılarınızı bekliyorum.

İrtibat için e-mail adresim: dutlucali26@hotmail.com veya yorum yap.

Selam ve Dua ile …

Hoşça Kalın, Sağlıcakla Kalın…

KARAKEÇİLİ YÖRÜKLERLE ilgili; Tarihçi Murat BARDAKÇI’nın Yazısını sizlere iletmeden edemedim. Okumayanlar Lütfen Okusun. Okusun ki… KARAKEÇİLİ’nin kim olduğunu bilmeyenler bir nebze bilsin…

KARAKEÇİLİLER de, TİTRESİN ve KENDİNE GELSİN !

Padişahın hemşehrisi olan Söğütlü aşiret askerleri

Murat BARDAKÇI

Her hükümdar, özel muhafızlarını kendi hemşehrilerinden seçmiş ve bu, tarih boyunca böyle olmuştu. Saddam Hüseyin’in özel askerlerini memleketi olan Tikrit’ten seçmesi gibi, İkinci Abdülhamid de ceddi Osman Gazi’nin memleketi olan Söğüt’ten getirilmiş özel bir muhafız birliği kurmuştu. Abdülhamid, hayatını Karakeçili Aşireti’ne mensup olan bu askerlere emanet etmişti ve askerlerden ‘‘Benim öz hemşehrilerim’’ diye bahsederdi.

Saddam Hüseyin’in nasıl Tikrit’i varsa, İkinci Abdülhamid’in de Söğüt’ü vardı ve Saddam’ın hayatını kendi köylüsü olan Tikritliler’e emanet etmesi gibi, İkinci Abdülhamid de kendisini ‘hemşehrilerim’ diye hitap ettiği Söğüt’ten gelen askerlere emanet etmişti.İkinci Abdülhamid, şahsi güvenliğine aşırı derecede dikkat eden bir padişahtı. Amcası Sultan Abdülaziz’in bir darbe ile devrilip şüpheli bir şekilde can vermesinden hemen sonra ağabeyi Beşinci Murad’ın da tahtından indirilmesi, Abdülhamid’i son derece vesveseli yapmıştı. Herkesten ve herşeyden kuşku duyardı. Bu yüzden sıradan muhafızlara da güvenmemiş ve güvenliğini kendi kurduğu özel bir bölüğün sağlamasını istemişti.Yıldız Sarayı’nda üslenmiş olan bölükteki askerler Söğüt, Bilecik ve Eskişehir havalisine yerleşmiş eski Türk kabilelerinden olan ve mertlikleri, cesaretleri ve dürüstlükleriyle tanınan ‘Karakeçili’ aşiretinin mensuplarıydılar. Osmanlı hanedanının bağlı olduğu Kayı boyunun da Karakeçili aşiretinden geldiğine inanılıyordu. Dolayısıyla, padişah ve muhafızları akraba sayılıyorlar ve İkinci Abdülhamid, Karakeçililer’e son derece güveniyor ve her gece yatak odasının kapısında bile Karakeçili aşiretinden bir muhafız tutuyordu.Sarayda üslenmiş olan ve tamamı Karakeçili aşireti mensuplarından meydana gelen süvari bölüğünün adı ‘Söğüt Alayı’ idi. 1899 yılında, alaya 30 yeni muhafız alınması gerekti. İkinci Abdülhamid, asker seçimini yapacak olan sarayın ‘baştüfekçisi’ Tahir Paşa’ya verdiği talimatta, yeni muhafızların taşımaları gereken özellikleri şöyle sıralamıştı:
Muhafızlar, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi ile Söğüt’e gelmiş ailelere mensup, yakışıklı ve uzun boylu olmalıydılar. Sakal konusu önemli değildi, sakallı olanlardan traş olmaları istenmeyecek ama sakallarını bakımlı tutmalarına dikkat edilecekti. Ata çok iyi binmeleri gereken bu askerler, orduda görev yapanlardan yahut ihtiyat sınıfına ayrılmış olanlardan seçilebilirdi. 1897 Osmanlı-Yunan savaşına katılanlar, özellikle tercih edilecekti. Askerlerin arasında, ileride subaylığa yükselebilecek kabiliyete sahip olanların bulunması da gerekiyordu. Seçilecek bu 30 askerin iyi ahlák taşımaları ve beş vakit namaz kılmaları şarttı.Askerler padişaha sadakatle hizmet edecek, her ne suretle olursa olsun başkalarının sözlerine kanmayacak ve padişahın emirlerini son nefeslerine kadar tutacakları konusunda Ertuğrul Gazi’nin Söğüt’teki türbesinde yemin edecekti. Alaya katıldıktan sonra memleketlerine dönmek isteyenler üç senelik hizmetten önce izin alamazlardı. Hizmete devam etmek isteyenlerin rütbeleri yükseltilecek ve jandarma birliklerinde görevlendirileceklerdi.İkinci Abdülhamid’in seneler boyu başkátipliğini yapmış olan Tahsin Paşa, hükümdarın Söğütlü askerlerden ‘Benim öz hemşehrilerim’ diye bahsettiğini yazıyor, Söğüt Alayı’nın mensuplarını hatıralarında şöyle anlatıyordu:

Yıldız Sarayı’nda yaşamış olanların her çeşidini, ahláki davranışların her rengini, iyilik ve kötülüklerin her derecesini görmüş bir insan sıfatıyla şunu söylemeyi kendime vicdan borcu bilirim ki, damarlarında Türk neslinin temiz ve mübarek kanı dolaşan Karakeçili bölüğünden hiçbir fert, hiçbir şekil ve surette ne şahsen, ne de birisine aracı olarak fenalık etmemiş ve fenalığa alet olmamıştır. Bunlar Yıldız Sarayı’na bir kaya gibi girdiler, dönüş zamanı geldiğinde yine bir kaya gibi tertemiz ve lekesiz çıktılar. Allah kendilerinden razı olsun!’.
…………………………………………………………

10 Yanıt to “Önsöz”

  1. m.ali şafak Says:

    Abi,siteniz hayırlı olsun.Birlik beraberliğe çok acilen ihtiyacımız var.İnşaallah siz ve sizin gibi duyarlı hemşehrilerimiz sayesinde bu gerçekleşir umarım…Paylaşomınız için sonsuz teşekkürler.Selamlar

    1. dutlucakoyu Says:

      Ve aleykümselam!. Yorumun için Teşekkür ederim. Sizin ve diğer hemşehrilerimizin göndereceği bilgileri ve desteklerinizi herzaman bekliyorum.

  2. ömer Says:

    yüreğine eline sağlık abicim hayırlı olsun

    1. dutlucakoyu Says:

      Sağol kardeşim. Birikimlerimizi hep birlikte paylaşıp istifade ederiz. Gözlerinden öperim. Hepinize selamlar…

  3. Gökhan AKCA Says:

    Site hayırlı olsun. Eline yüreğine sağlık. Eğer bizim de katkımız gerekirse, elimizden geleni yapacağımıza emin olun.

  4. Cumali Says:

    Güzel bir site olmuş. Emeği geçenlerin eline sağlık…

  5. Ramazan Says:

    Önsözdeki duyguları paylaşanın yüreğine sağlık.
    Yazılar ve resimler harika

  6. Korsan Says:

    Çok güzel, ah benimde bir köyüm olsa…

  7. Hasan Says:

    Orda bir köy, gitmiyorsak bizim değildir…

    Super abiii
    Köyümüz varda biz mi gitmiyoruz.

  8. osman kahya Says:

    Dünyanın engüzel vatan parçası DUTLUCA KÖYÜ…..Çok güzel bir site olmuş, emeği geçenlerin eline sağlık. Köyümüzün, daha çok tanınması, gelişmesi ve her yönden güzelleşmesi için herkes yapabileceğini yapması gerekir. Bir gün dönüp dolaşıp varacağımız yer orası çünkü.Bazı köylülerime üzülüyorum, anası babası, yakınları hep o mezarlıkta ama yıllar geçmiş hiç köye uğrayıp bir dua bile okumuyorlar. Köy derneğimizede maddi manevi destek olmak lazım. Bütün köylülerime SEVGİ VE SELAMLARIMLA……………….

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.