DEDE KOYAĞINDA.. DEDE ÇAMI
Kovalarken yıllar yılları,
Sinesinde saklamış acıları,
Dede koyağında.. bir dede çamı,
Kökleri.. yar diye, sarmış kayaları.
Dede koyağında.. Dede Çamı,
Anlatsam dinler mi… acılarımı,
Hayalimde imparatorluğun ihtişamı..
Rahmetle anıyorum.. mazideki atalarımı.
Dede koyağında.. Dede Çamı,
Duada sonsuzluğa uzanan dalları..
Selâm olsun Size.. baharın çoçukları,
Osman.. Yavuz.. Sultan Hamid’in torunları.
Dede koyağında dede çamı,
Bilinmez henüz yazılmadı destanı..
Az ilerisinde vardı bir dede mezarı,
Mazi gibi kaybolmuş başucunda hece taşları.
Sert eser Dutluca’nın rüzgarları,
Erzurumu aratmaz soğuktur kışları,
Yalnızlığında Dede koyağında dede çamı,
Bozkırı mesken tutmuş.. çilekeş insanları.
Bitmeyen kavga, Türk’ün dünya ile savaşı,
Herkesin kendi sofrasında olsun sıcak aşı.
Dede koyağında dede çamı.. Bahar yazı kışı,
Kökleri sararken kara taşları eğilmez dik başı.
Bahardı yaşadıklarım, ahh çoçukluk yıllarım,
Anlatmadılar masalını.. eksik kaldı hatıralarım.
Etrafında üç beş koruk meşe.. olmadı mı yürek aşkın,
Dede koyağında dede Çamı.. bende senin kadar yalnızım!.
İlhan EROL
